Geçtiğimiz yıl Türkiye’nin gündeminde derin izler bırakan iki cinayet, 4 Ekim 2024’te gerçekleşti. İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil, Semih Çelik tarafından acımasızca öldürüldü.
Katil, ilk olarak Ayşenur Halil’i kendi evinde, ardından da üç saat sonra İkbal Uzuner’i İstanbul’un tarihi Edirnekapı Surları’nda öldürerek kadının kafasını aşağıya attı. Semih Çelik, cinayetlerden sonra aynı Surlar’dan atlayarak hayatına son verdi.
Kadın Dayanışma Komiteleri, bu trajik olayların birinci yılı dolayısıyla Denizli’de bir etkinlik düzenledi. Etkinliğe katılan Denizlili kadınlar, “Düzeniniz batsın kadınlar yaşasın” ve “Boyun eğme katillerden hesap sor” gibi sloganlarla seslerini duyurdular.
Etkinlikteki açıklamayı Kadın Dayanışma Komiteleri Denizli Sorumlusu Beste Begüm Yiğit üstlendi. Yiğit, 4 Ekim 2024 tarihinde meydana gelen cinayetlerin unutulmaması gerektiğini vurgularken, o tarihten 1 Ekim 2025’e kadar 362 günde 472 kadının cinayet kurbanı olduğunu belirtti.
Bu durum, ülkede her gün en az bir kadının yaşamını yitirdiği anlamına geliyor. Ayrıca, bu sayıya şüpheli ölümler ve iş cinayetleri de dahil değil.
Yiğit, cinayetlerin yalnızca katilin sorumluluğunda olmadığını dile getirdi. “Cinayeti işledikten sonra katil, emniyeti arayarak konumu bildirdi ve ardından İkbal’in cinayetini işlemeye gitti.
Olaydan üç saat sonra kendini ihbar eden bir katilin yakalanmaması, bu cinayetlere zemin hazırlayanların da sorumlu olduğu anlamına gelmiyor mu?” şeklinde konuştu. Bu acıların etkisi devam ederken, yeni kadın cinayetlerinin de yaşandığını ekledi.
Özellikle Boğaziçi Üniversitesi kampüsünde 15 yaşında bir genç kızın ruhsatsız silahla öldürülmesi ve Mersin’de 16 yaşındaki başka bir genç kızın benzer şekilde hayata veda etmesi, toplumda büyük bir üzüntüye neden oldu.
2024 yılına ait verilere göre, öldürülen kadınların yüzde 57’sinin ateşli silahlarla hayatını kaybettiğini belirten Yiğit, bu silahların nasıl temin edildiği sorusunu gündeme getirdi. Etkinlikte bir araya gelen kadınların ortak hissiyatı öfkeydi.
Yiğit, “Artık cenaze kaldırmak istemiyoruz. Sessiz anmalar ve taziyelerle yetinmeyeceğiz” dedi.
Ayrıca, “Artık her gün öldürülmek korkusuyla yaşamayacağız. Birbirimizden güç alarak mücadelemizi büyüteceğiz. Biz yan yana geldikçe, katiller hesap verme korkusuyla kaçacak delik arayacak” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.
Bu etkinlik, sadece iki genç kızın hatırasını yaşatmakla kalmadı, aynı zamanda kadınların hakları ve güvenliği için güçlü bir duruş sergiledi.