Kadına Yönelik Şiddet Raporu: Yakın İlişkilerden Fiziksel, Dijital Alanlardan Uzaktan Şiddet

Türkiye İstatistik Kurumu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle “İstatistiklerle Kadın” başlıklı bir bülten yayımladı. Bu rapor, kadına yönelik şiddetin çarpıcı boyutlarını yeniden gözler önüne serdi. Yapılan araştırmalara göre, Türkiye’deki kadınların üçte biri bir dönem boyunca şiddete maruz kalıyor.

Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması’nın verilerine göre, kadınların yaşadıkları şiddet türlerinin dağılımı oldukça endişe verici.

Yaşamlarının herhangi bir aşamasında şiddet gören kadınların yüzde 28,2’si psikolojik şiddet yaşarken, yüzde 18,3’ü ekonomik baskı, yüzde 12,8’i ise fiziksel şiddet ile karşı karşıya kaldı.

Ayrıca, yüzde 10,9’luk bir kesim ısrarlı takip, yüzde 8,3’ü dijital şiddet ve yüzde 5,4’ü cinsel şiddet mağduru oldu.

Fiziksel şiddet söz konusu olduğunda, bu şiddetin çoğunlukla en yakın çevreden geldiği ortaya çıkıyor. Rapora göre, fiziksel şiddete maruz kalan kadınların yüzde 56’sı, bu şiddeti eşlerinden veya eski eşlerinden alıyor.

Aile üyeleri tarafından zarar görenlerin oranı ise yüzde 33,8 oldu. Cinsel şiddet vakalarında da en yüksek oran yine eş veya eski eş ile birlikte olduğu kişiden kaynaklanıyor ve bu oran yüzde 38,3.

Psikolojik şiddette ise, bu tür şiddetin yüzde 42’si eş/eski eş tarafından uygulanırken, aile üyeleri ikinci sırada yüzde 38,9 ile yer aldı.

Dijital şiddet açısından durum farklı. Ekonomik şiddette, kadınların yüzde 66,5’i bu tür şiddeti aileden birinden görüyor. Ancak ısrarlı takip ve dijital şiddet vakalarında, yabancı kişiler öne çıkıyor.

Israrlı takibe uğrayan kadınların yüzde 39,6’sı, dijital şiddetin mağdurları ise yüzde 62,3 oranında yabancı kişiler tarafından zarar gördüklerini belirtiyor.

Eğitim düzeyi ile şiddet türleri arasındaki ilişkiye bakıldığında, ilginç bir durum ortaya çıkıyor. Eğitim seviyesi arttıkça ekonomik şiddet vakalarının azalması gözlemleniyor. Okul bitirmeyen kadınlarda bu oran yüzde 31,8 iken, yükseköğretim mezunlarında yüzde 8,9’a düşüyor.

Ancak, eğitim düzeyi yükseldikçe ısrarlı takip ve dijital şiddet vakalarının artış gösterdiği dikkat çekiyor. Yükseköğretim mezunu kadınlarda ısrarlı takip oranı yüzde 16,1, dijital şiddet oranı ise yüzde 13,4 olarak kaydedildi.

Okul bitirmeyen kadınlar için bu oranlar sırasıyla yüzde 5,3 ve yüzde 2,2’de kalıyor.

Sonuç olarak, TÜİK verileri, kadınların maruz kaldığı şiddetin niteliğinin oldukça karmaşık olduğunu gösteriyor. Fiziksel ve cinsel şiddet en yakın ilişkilerden gelirken, ekonomik şiddet genellikle aile içinden, ısrarlı takip ve dijital şiddet ise dışarıdan, uzaktan gerçekleşiyor.

Bu bülten, kadına yönelik şiddetin hem fiziksel hem de dijital ortamlarda farklı şekillerde sürdüğünü gözler önüne seriyor.

Yorum yapın